Öncelikle şuradan başlamak istiyorum, “Federasyon artık çöp tenekesinde”, evet yanlış duymadınız, bu savaş bize artık federasyonun, Türkleri Ada’da eritmek için kurdukları “Truva Atı’na” benziyor.
Hani “Barış Adası’ydı”, hani savaşa karşıydık !
Hristodulidis adeta “Kör göze inat” Avrupa’nın tüm savaş makinelerini Kıbrıs Adası’na topladı.
Zaten donanma üssü verdiği Fransız donanması, uzunca bir süredir Mari’de konuşlanıyordu, buraya zaman, zaman İtalyan donanmaları da gelip demir atıyorlardı. Almanlara da hakeza Baf Havaalanı’nda üs verdi ve Alman uçaklarının oraya konuşlanmasını sağladı.
Akdeniz’de bazı ülkelerle ve anavatanı Yunanistan’ın da dahil olduğu askeri paktlar kurdu. İsraille askeri anlaşmalar gerçekleştirdi ve güneyde birlikte tatbikatlar yaptı. Amerika’ya Trodos tepelerinde verdiği sahada kurulan küre ile tüm Ortadoğu’nun izlenmesini sağladı.
Şimdi de savaşı bahane eden Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis, Avrupa’nın sömürgeci ülkelerinin tüm savaş makinelerini Kıbrıs Ada’sına toplayarak ne yapmaya çalışıyor !
Kıbrıs Adası’nın tamamında gözü olan Helen İdeolojisinin ana doktrini olan bu tezi hayata geçirmek için Türklere gözdağı veriyor Rum Hristo.
Bakın diyor, “Ben istersem tüm Avrupa’yı buraya toplarım, benim arkamda Avrupa var, ayağınızı denk alın” demek istiyor, açıkça.
Güney Kıbrıs tamamen şu anda, Amerika ve İsrail’in Ortadoğu’da işlediği savaş cinayetlerinin lojistik bir merkezi haline geldi.
Ha bu arada, bizdeki sözde solcu CTP’nin kankaları sözde solcu AKEL ne yapıyor sizce !
Hangi ölçüde karşı duruş sergiliyor, emperyalistlerin Ortadoğu’daki cinayetlerine karşı.
Önceki gün 165 minik öğrenci hiç bir suçları yokken, okullarında ders yaparken katil Amerikan füzeleri ile katledildiler, bedenleri paramparça edildi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de işlenen bu cinayetlere ortaktır. Zira onların topraklarından havalanan savaş uçakları da bu cinayetlere bulaşmıştır. Açıkça söylemek gerekirse Rum Yönetimi de artık bu savaşın içerisindedir. Dolayısıyla karşı savaş makinelerinin hedefi haline gelmiştir, ülkesini bu ateş çemberinin içine çekmiştir.
Artık bu saatten ve bu yaşananlardan sonra, Rum kesimi ile (müzakere bile demiyorum) federasyon temelinde görüşmenin hiç bir anlamı kalmamıştır. Daha fazla zaman kaybetmeye de gerek yoktur.
Bunca yıl, yarım asırdır yapılan onlarca görüşmenin, Kıbrıs Türk halkına ne yararı oldu, hiç düşündünüz mü !
Tam 50 yıldır, hatta 1963-1974 Getto yaşamı dönemini de kapsarsak, 61 yıldır Türkler ambargo, izolasyon ve tecrit altında yaşamını sürdürmektedir. Türkiye’den başka bir yere uçak uçmaz veya buraya yabancı bir uçak inemez. Ürettiği malları direkt olarak Türkiye hariç hiç bir yere satamaz.
Hiç bir uluslararası spor, kültür, sanat müsabakaları yapılamaz.
Daha ne yazmamı beklersiniz, koskoca 61 yıl, Türkler bu yaşam şartları altında yaşamaya mahküm edilmişken ve bu şartlarda Türkiye’nin desteği ile yaşamını sürdürürken bu saatten sonra, Rum hegemonyasına girmeyi kabul etmesini hiç kimse beklemesin.
Birleşmiş Milletler denen örgütün dünya üzerinde söz hakkı olmadığını bu yıl yeterince gördük. Amerika denen sömürgeci devletin başkanı, gidiyor başka bir devletin başkanını yatak odasından kaldırıp, Amerika’ya zorbaca getirtiyor ve yargılıyor. Birleşmiş Milletler denen sahte örgüt de seyrediyor.
Ha Avrupa Birliği mi !
O da sözünü tutmayan yalancı statüsüne girmiş, sömürgeci devletlerin kurduğu bir örgüt.
Kıbrıs Türkü’ne verdiği hangi sözü tuttu. Bırakın verdiği sözleri tutmayı, Kıbrıs Türkü’nün Annan Planı’nda istediği gibi “evet” demesine karşılık, Rumların tam tersi “hayır” demesine karşın, daha ayı dolmadan Rumları Avrupa Birliği üyesi yapan bir örgüt var.
Biz bu hristiyan topluluğuna mı güveneceğiz, hade ordan, hade ordan.
Gelelim Kuzey Kıbrıs’ta yapılan açıklamalara ;
-CTP nin bir önceki genel başkanı, şimdiki Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman ne diyor, dünkü açıklamasında savaşa dair:
-“Endişe yok, rehavet yok” (Endişe tabi ki yok, çünkü Türkiye var)
-Türkiye düşmanı kıtalararası gazete “ Kıbrıs büyük savaş deposu” (4 Mart 2026) (Bir günde mi oldu, neredeydin emperyalistlere üs verilirken !)
-CTP nin yayın organ gazetede bugün (4 Mart 2026) savaş ile ilgili bir tek kelime ve foto yok, sanki başka dünyada yaşarlar. Oysa önceki gün gün boyu İngiliz üsleri bölgesinden canlı yayın yaptılar, bugün ne oldu “sus pus” !
-CTP Milletvekili Asım Akansoy ; “Rum yönetimi ada’yı ateşe atıyor”.
Not: (askeri üniforma ve eli silahlı Rum vekil ile yıllar önce birlikte fotoğraf çektiren sen değil miydin !)
-CTP Milletvekili Erkut Şahali: “Devlet soğukkanlı ve tek ses olmalı” (Yeni mi anladın onu sen)
-Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in son açıklaması da, benim yazımı doğrulayan ve başlığı teyit eden cinsten;
Hristodulidis ; “Yunanistan’ın taleplere hızlı şekilde karşılık vermesinden memnuniyet duyduklarını ifade ederek teşekkür etti. Ayrıca Atina’nın tutumunun diğer AB ülkelerine örnek teşkil ettiğini ileri sürdü”
Başka da bir şey söylemeye gerek var mı Tanrı aşkına !
Yani çıkıp Sarayönü’nde “ Yaşasın federasyon diye bağırayım mı yoksa gendimi asayım mı !