Yaşanan savaşların, savaşa katılmayan ülkeleri dahi etkilediği, “bize ne, biz savaşmıyoruz” demesine aldırmadan, küresel ekonomik kriz girdabına aldığı bir dönemde yaşıyoruz.
Üç yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, Türkiye’yi en yakından etkileyen bir savaş olmuştur. Daha Ukrayna-Rus savaşı bitmeden bu kez Amerika ve İsrail’in Ortadoğu’yu kana bulayan, orantısız saldırıları ile masum insanların katledilmesine neden olan bir savaşı yaşıyoruz.
Bu savaşın Rus-Ukrayna savaşından farklı en belirgin özelliği ise, amacın petrol ve doğalgaz gibi enerji merkezi olması . Zaten son hafta, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması sonrasında ham petrolün varil başına 120 dolarları geçtiğini gördük. Neyse ki şu an 103 dolar seviyelerine geriledi.
Ancak doğalgaz konusunda yaşanan sıkıntının devam edeceği, özellikle plastik sanayinde krizlerin kapıda olduğu ekonomistler tarafından hassasiyetle belirtildi.
Tüm sektörleri derinden etkileyen petrol, üretimden, ulaşıma kadar ülkeleri ekonomik olarak sarsmaya başladı bile. Petrole dolayısıyla akaryakıta gelen zamlar, en çok motorin (mazot) kullanan sektörleri etkilemeye ve üretimin halka arzında fiyatların sürekli artarak değişmesine neden oluyor.
Özellikle de bizim gibi ada ülkeleri ve de yıllardır Rum dayatmasıyla, Avrupa Birliği’nin, Birleşmiş Milletlerin ambargo ve kısıtlamalarıyla zaten ekonomik sıkıntı yaşarken, petrol artışları ekonomiyi daha da sarsacak. Ancak Türkiye’nin yıllardır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yalnız bırakmayarak her türlü desteği vermesiyle ayakta kalabiliyoruz.
Bunda en büyük pay da ülkeyi yöneten hükümetin, Ünal Üstel Hükümeti’nin Türkiye ile olan ilişkilerinde yürüttüğü, doğru, düzgün politikadan kaynaklandığı aşikar.
Aklıma hemen ana muhalefet CTP’nin, mevcut yönetimden şikayet edip ısrarla erken seçim istemesi geldi. Yahu sizin Türkiye ile ilgili izlediğiniz zig zaglı politikanın bu ülkeye bırakın halka yararı, zararı olacağını orta okuldaki çocuk bile bilir. Son dört yılda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılan yardımlar ve gerçekleştirilen projelerle çok önemli kazanımlar elde edildiği ve halen daha projelerin hayata geçirilmesi için çalışıldığı ortada iken, ana muhalefetin bunları göz ardı ederek, ısrarla erken seçim istemesi hayli manidar. Oysa zaten şunun şurasında, zamanında yapılacak genel seçimlere sadece 9 ay kaldı.
Şu anda yaşanan savaş sonrasında yaşanılması ön görülen “ekonomik krizin” kapıda olduğunu söyleyen ekonomistlerin uyarıları hiç de yabana atılacak cinsden değil.
Tam da bu krizden söz edildiği şu zamanda, UBP-DP-YDP Koalisyon Hükümeti Başbakanı Ünal Üstel’in açıkladığı ekonomiye adeta “can suyu” sağlayan ‘ Ekonomik Destek Paketi’ ilaç gibi geldi.
Çalışandan, üreticiye kadar bazı sıkıntılı sektörlere yapılacak yardımları müjde gibi açıkladı Başbakan Ünal Üstel.
Başbakan Ünal Üstel;
“Dünyada savaşların, krizlerin ve ekonomik dalgalanmaların arttığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Biz bu süreci seyreden değil, yöneten bir hükümet olmaya kararlıyız.
Bu nedenle, vatandaşını koruyan, üretimi ayakta tutan, ekonomiyi büyüten bir anlayışla adımlar atmaya devam ediyoruz. İşte bu anlayışla, bugün sizlerer 3 önemli adımı, 3 önemli müjdeyi paylaşmak istiyorum”.
Ana muhalefetin işine gelmediği için görmezden geldiği bu destek paketi, çalışana maliyeye 260 milyona mal olan bir destek sağlıyor. KKTC vatandaşı kadın çalışana %80, erkek çalışana %60 oranında prim desteği sağlanması, ekonomiyi oldukça rahatlatacak.
Engelli vatandaşların da unutulmadığı bu destrek paketinde, engelli vatandaşların istihdamını teşvik edecek önemli ölçüde yardımlar da pakette yer almaktadır. Engelli vatandaşların işe alınmasını sağlamak için 48 ay boyunca % 100 sosyal güvenlik prim desteği ve asgari ücretin % 50 si oranında maaş desteği verilecek.
Küresel krizin etkisinde olan önemli bir sektörümüz de hayvancılık ve süt üretimi sektörü. Bu sektöre de katkıyı unutmayan hükümet 325 milyon liralık kredi desteği sağlayacak.
Son büyük ölçüdeki diğer destek paketi de, tarım, hayvancılık ve seracılığa sağlanacak. Kalkınma Bankası aracılığıyla % 70 e varan kredilendirme olanakları sağlanıyor. Bir yılı ödemesiz, 5 yıl vadeli ve Türk Lirasında %28 faiz oranlarıyla, üreticiyi zorlamadan ödeme olanağı sağlayan bir destek.
Küresel krizin nefesini hissettiğimiz bu günlerde, çalışan ve üretene sağlanacak olan bu destek paketinin ülkemize hayırlı olmasını temenni ederken, yıkıcı bu savaşın bir an önce son bularak masum insanların ve çocuk ölümlerinin bir daha yaşanmamasını arzu ederiz.