İki otel, iki ihmal ve sorumsuzluk.
Sadece otel sahiplerinin sorumsuzluğu değil bahsettiğim, devleti yöneten kişilerin, liyakatsızca o mevkiye atanan kişilerin, kifayetsiz yönetimleri sonucu yaşanan facialardan bahsediyorum.
İki otel ve ikisinin de sahiplerinin para hırsı, daha fazla kazanma ve insan hayatını hiçe sayma zihniyetleri sonucu yaşanan facialarda parçalanan aileler, yitip giden canlar.
6 Şubat 2023 tarihinde Türkiye’de 11 ilde meydana gelen deprem sonrası 50 binden fazla can yaşamını yitirdi, hala daha depremde kayıp olan naaşları bulunamayan insanlar var.
O insanları deprem öldürmedi, o canları yanlış yapılan işleri örtbas ederek kişilere rant sağlamak için işini layıkıyla yapmayan veya hatır gözeten kifayetsiz görevlilerin yanlışları öldürdü.
Türkiye’deki 6 şubat depreminde hayatını kaybeden 50 binden fazla insanı, iktidarın 9 kez çıkardığı bina afları, iktidarın söylemiyle “İmar Barışı” öldürdü.
Kıbrıs’tan Adıyaman’da gerçekleşecek spor karşılaşması için oraya gelip önceden tasarlanmış o lanet Otel İsias’a yerleşen çocuk sporculardan oluşan kafile, nereden bilebilirdi ki, rant uğruna yapılan çürük bir otelin yıkıntıları arasında yaşamlarını yitirecekti.
Kıbrıslı sporcu kafilesi yanında, rehberlerden oluşan başka bir grup da İsias Otel’de kalıyordu. Tam 72 kişi hayatını kaybetti o çürük otelde.
Şurada 15 gün sonra 3. Yıldönümü gelecek deprem faciasında hayatını kaybedenlerin yakınları aynı acıları yine tazelenecek. Belki otel sahipleri ömür boyu hapisle cezalandırıldı, çıkamadan orada ömürleri sona erecek ama onların sebep olduğu tarifi telafisiz acılar yaşanmaya devam edilecek.
Neredeyse 3 yıldır çocuklarını, ailelerini kaybeden aileler her duruşma için Kıbrıs’tan Adıyaman’a taşındılar, adalet yerini bulsun diye. Her Adıyaman’a gelişte, çocuklarının, yakınlarının acıları tazelendi.
Ne yazık ki, sorumlu olan kamu görevlilerinin bazılarının beraat etmesi, diğerlerinin de 10 yıla kadar ceza almasına rağmen serbest bırakılması yürekleri dağladı. Adalet tecelli etmedi acılı insanların nazarında.
Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde geçen yıl bugün çocuklarının karne tatili için Bolu Kartalkaya’ya gelen aileler olacaklardan habersiz neşe içinde kaynaşıyorlardı.
Tur rehber klasörlerinden, gayet güvenli bir otel diye reklamı yapılıp, rezervasyonları yapılmıştı. Oysa ne yangın sensörleri çalışıyor, ne yangın için kaçış yangın merdiveni vardı, ne de yangın için eğitimli personeli.
Tam bir facia yaşandı gece yarısı çıkan yangında, çaresizlik içinde insanlar yangın ve dumandan kaçamayıp yaşamlarını yitirdi. 21 Ocak 2025 bembeyaz karlar içinde kapkara bir gece olarak anılacaktı. İşte bir yıl ne çabuk geçti geldi o melun gecenin sabahı.
Aileler kaybettikleri canları anacaklar acılar yine tazelenecek, ilk günkü gibi.
İki otel iki facia. Kader değil, insanoğlunun doymak bilmez iştahı, arzuları, hırsı ve insan hayatını hiçe sayan rant sevdası. Oysa her şey kurallara uygun, insana, yaşama değer veren anlayışla yapılmış olsaydı bu canları kaybetmezdik.
Üç yıl önce yaşanan deprem ve İsias Otel’de kaybettiğimiz canlar, yine tam bir yıl önce Kartalkaya yangınında olduğu gibi çalınan hayaller, tükenen umutlar ve insanlığın yok olduğu anlar.
Değer mi, daha fazla para kazanma hırsı uğruna başkalarının hayatlarıyla oynamak, değer mi…