Son aylarda farklı ideolojilere mensup olmasına rağmen mevcut hükümete karşı sistematik şekilde birlikte hareket eden kamuda yetkili sendikalarda malesef seviyenin düştüğü görülmektedir.
Zaten halk nazaında en güvensiz kurumlar arasında da yer alan sendikalar hemen hemen her gün bir eylemle göz önünde bulunmaya çalışsalarda halktan hiç bir manada destek görmüyorlar.
Yazımın başına böyle başlamakla birileri sakın sendikalara karşı olduğumu asla düşünmesin.
Eleştiri başka bir şeydir sendikal yaşama karşı durmak başka bir şey. Sahip olduğum ideolojiye aykırı olarak asla sendikasız bir yaşamı düşünemem ancak, sendikaların ağalığa dönüşmesine de karşıyım.
Bir bakın, örnekleri ortada, sendika başına geçen bildik kişiler yıllardır orada oturuyorlar, hesabını dahi soramıyorsunuz. Aslında ülkemizde sendika krallığı yaşanmakta.
Sendikada biraz sivril, oraya buraya bağır, sonra da bir partiye yeşil ışık yak, milletvekilliğine geçiş yap. Örnekleri ortada, hemen hemen tüm partilerde bunun örneklerini görebilirsiniz.
Sendika başkanlarının ne kadar maaş aldığını kimse bilmiyor, avantaları hariç. Hele bazıları da bazı siyasi partilerin neredeyse arka bahçesi olarak hareket ediyorsa, gel de bunlardan sendikacılık bekle.
Bazı sendikaların parasal krediye dayanan kooperatifleri mevcut. Bunlar nasıl denetleniyor bilen var mı!
Bu kooperatiflerden siyasi partilere kredi verildiğine dair iddialar gündeme geldi, hatta soruşturma açıldığı söylendi ama geldiğimiz nokta, hiç bir zaman sonucuna ulaşamadık.
Kamuda yetkili bu sendikaların, beş mi, altı mı, kaç tanesi bilmem dün yine bir eylem gerçekleştirdi. Ellerinde pankartlarla Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı önüne gittiler.
Buraya kadar her şey normal. Mevcut belirlenen ücrete ve özlük haklarına veya kamusal yanlış yapılan uygulamalara dikkat çekmek, düzeltilmesini istemek ve bu şekilde eylem yapmak en doğal sendikal hakları.
Ancak benim dikkat çekmek istediğim nokta başka !
Kamuda yetkili 6 sendikanın Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na geldikleri anda gördüğüm manzara beni şaşırtmadı değil hani !
Topu topu toplasan 20 kişi ellerinde pankartlar, bağıra çağıra yürüdüler. Yahu o kadar mısınız siz !
O altı sendikanın sadece yönetim kurullarını getirseniz en az 60 kişi eder. Onu da mı toplayamadınız !
Oraya gelen gazeteci ve kameramanların sayısı sendikacılardan daha fazlaydı.
Yahu komik duruma düştünüz farkında değilsiniz !
Bu sendikalar çalışanları temsil ederek halktan da destek görüyor mu, derseniz yok öyle bir şey.
Bu sendikalar açıkça ağalığa dönüşmüş, yarısı ideolojiye bulaşmış, çalışanın sesi olmaktan çok belli bir ideolojinin borazanı olmuş sendikalar.
Bakanlık önünde sıra ile konuşan başkanların konuşma diline baktım, vallahi utandım, mahalle ağzıyla konuşma mı olur !
Bu mu sizin başkanlık kariyeriniz !
Seviyesi oldukça düşük, neredeyse küfürle yarışan bir üslupla, yetkili makamlara adeta hakareti aşan söylemler. Hiç mi kendilerini yetiştirmez bu başkanlar !
Konuşurken kullandıkları kelimeleri kulakları duymaz galiba veya böyle konuşmakla prim yaptıklarını sanır ağalar.
Ya tabi ki eylem yap, gerekirse bağır ama ne o seviyesi düşük söylemler ve argo hitaplar !
Yolsuzluk, yoksulluk ve yokoluşa hayır pankartını taşıyan başkanlardan EL-SEN Başkanı da oradaydı.
Yahu kardeşim sen önce kendi evindeki yolsuzluğu bir temizlesene önce. Senden bir önceki başkan mali raporu tamamlamadan görevi bıraktı gitti. Milyon lira kasada açık vardı, nereye gitti bu para ?
Olay polise, savcılığa gitti ne oldu?
EL-SEN in mali raporunu düzenleyen kasa defteri, EL-SEN in bilgisayarının “Hard diski” nerede?
Bu yolsuzluk değil mi ? Sen önce kendi evini bir temizle göreyim, ondan sonra çık ne eylem yapacaksan yap. Çalışanların aidatlarından kesilen milyon liralar kayıp, eski başkan fondip yapmaya devam eder, değil ama !
Yahu bu nasıl sendikacılık, ben üyelere de soruyorum: “sizlerden kesilen aidatlar üye olduğunuz sendika ve başkanı tarafından nerelere harcanıyor, sormaz mısınız !
Aynı başkan 2000 li yılların başında da yine EL-SEN in başkanıydı ve yine aynı şekilde mali raporu aklamadan başkanlığı bırakmış, hesabı sorulmamıştı. Aynı olay EL-SEN de ikinci kez yaşanmasına rağmen, sendika kendi yönetimine hesap soramıyor, sonra çıkmış o yüzle eylem yapıyorlar, pes vallahi pes.
İsmini burada yazamayacağım bir sendika da aynı ideolojide olan bir partiye kooperatifinden kredi veriyor, yasalara aykırı olarak. Mukayyitlik bu konuda soruşturma açtı, ne oldu kaapattılar mı bilemiyorum.
Kısaca Kuzey Kıbrıs’ta ne yazık ki sendikaların seviyesi ve halkın gözündeki itibarları çok düşük. Bunu ben demiyorum, yapılan anketler ve halkla yapılan röportajlarda bu gerçek ne yazık ki ortada. Halkın gözünden çok düştüler, bunlar şu anda çalışanların değil, sendikayı yönetenlerin ağalıklarının sendikası oldular.