Yıl sonunda gerçekleşecek seçimler Kuzey Kıbrıs’ı şimdiden sarmaya başladı. Bu yıl sonu ve yeni yılın ilk ayında yapılacak seçimler için bazı isimler istim üstünde. Bazıları da “daha zaman var, hele bir yaz gelsin” diye geçiştiriyor.
Uzun zamandan sonra ilk defa uzun soluklu bir hükümet oldu başbakan Ünal Üstel’in kurduğu UBP-DP-YDP koalisyon hükümeti. Şu anda yaklaşık dört yılını dolduracak neredeyse. Bu dört yıl içerisinde oldukça önemli projelere imza atan Ünal Üstel Başbakanlığındaki hükümet yollardan hastanelere, bazı önemli yasalardan icraata kadar oldukça başarılı uygulamalara okundular.
Her ne kadar Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi, ikide bir seçim çığırtkanlığı ve de sendikaları kışkırtma operasyonlarına kadar ortalığı gerip kaos yaratsa da, halk nezdinde itibar görmediğinden, bunda da başarılı olamadı.
Seçim tarihi net bir tarih ile açıklanmasa da, yılın son ayı olan Aralık ayında mahalli idareler, belediye seçimlerinin yapılacağı net. Ancak Genel seçimin de öyle tahmin ediyorum, Başbakan Ünal Üstel’in kafasındaki tarihin 2027 Ocak ayı içerisinde yapılacağı, bunun da 2027 bütçesinin yıl sonunda Meclis’te görüşülüp karara bağlanmasının öncelikli olduğu planıdır, aslında işin doğrusu da budur.
Bu seçimler renkli geçecek diye tahmin ediyorum, hem de belediyeler için de yeni, yeni adayların hazırlık yaptığını da biliyorum. Zira çok kişi belediyelere talip olacak gibi. Eskiden olsaydı bazı belediyelere aday bulmak bile zordu diyebilirdim.
Başbakan Ünal Üstel Hükümeti’nin bence bu dört yıl içerisinde halk için yaptığı en önemli icraatlardan biri “Belediyeler Değişiklik Yasasının “ geçmesiydi. Bu yasa sayesinde ayağa kalkan belediyeler halka hizmet yarıuşında atağa kalktılar. Bence özellikle bazı CTP’li belediyeler bugün halk için birşeyler yapıp bunu her gün sosyal medyada keyifle paylaşıyorlarsa oturup kalkıp Başbakan Ünal Üstel’e dua etmeleri lazım. Eskiye dönersek en az 10 belediye batmış maaşları dahi ödeyemeyecek hale gelmişti. Yasa sayesinde bazı gelir getirici aparatları devreye sokan ve fiyat artışları yapan belediyeler, mali durumlarını düzeltip, hizmet vermeye başladılar.
Mahalli idareler, belediye seçimleri ve ardından genel seçimlerin yapılacak olması, yaz tatilinin ardından ülkeyi hareketlendireceğe benziyor. Önce belediye seçimlerinin yapılması, genel seçimlerin kaderini de değiştireceğe benziyor. Belediyelerde kazanım yapan partilerin oyları, yapılacak genel seçimlere de yansıyacağından, öncelikle partiler, iktidarından muhalefete, bu yerel seçimlere ağırlık vereceğe benziyor. Özellikle büyük kentlerde yeni flaş isimlere de rastlayacağız.
Ancak bir diğer önemli konu da, bazı ufak partilerin bu seçimlerde aradığını bulamayacak olması.
Neden mi !
Sözüm şu anda iki veya üç vekili olan küçük partiler ve de yeni kurulan Sayın Serdar Denktaş’ın partisi.
Sayın Serdar Denktaş yeni bir parti olarak lanse etse de TAM Partiyi, yeni olan adı ve amblemi aslında. Sayın Denktaş, “siyaseti bıraktım” diyerek kurduğu partiden ayrıldı veya ayırdılar. Bir kaç yıl geçti yeni bir parti kurdum diyerek, partinin başına geçti ve siyasete devam dedi.
Sizce değişen ne !
Sayın Denktaş’ın vizyonu ve fikirleri mi !
Belirli çevrelerde heyecan yaratsa da Sayın Denktaş ve partisi için halk, “aynı tas aynı hamam” benzetmesi yapıyor malesef.
Ha bir de, Sayın Kudret Özersay’ın halkın Partisi var. Siyasette ortaya çıktığından b u güne olumlu not alamayan Kudret Özersay’ın amacının partisinin adında olduğu gibi halka hizmet değil de Cumhurbaşkanlığı egosu olduğunu bilmeyen yok. Önce temiz Toplum Hareketi ile başlayıp halk nezdinde oldukça ilgi gören ve her kesimden siyasi görüşlerin toplandığı bu hareketin asla partiye dönişmeyeceğini söyleyip, daha sonra birden partileşmesi sonrası çok kişi o birliktelikten ayrıldı. İlk Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aday olan Özersay’ın bu atağı, hiç de taraf bulmadı ve hüsranla sonuçlandı. Yine ikinci kez de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giren Özersay, bu girişiminde de başarılı olamadı ve daha sonra da partisi dağıldı, kendisi de siyaseti bırakarak hocalığa dönüş yaptı. Sonra emanetçiden görevi devralan Özersay Hoca yine siyaset sahnesine çıktı.
Tüm bunlar siyasi tarihine eksi olarak yazılan Özersay şimdi de tanınmış kişileri partisine davet ederek prim yapmaya çalışsa da, bu işleri de ağzına yüzüne bulaştırdı. Bunlarda bir tanesi de son günlerde sosyal medyada çok konuşulan, 5. Cumhurbaşkanımız Sayın Tatar’ın eşi Sibel Tatar’a adaylık teklifi. Sayın Tatar, bana teklif bizzat Özersay’dan geldi derken, parti genel sekreterinin bunu yalanlayan konuşması, sosyal medyada gündem oldu ama Sayın Özersay hala daha sessizliğini korumakta.
Ben bir gazeteci olarak siyasette, politikacılara veya siyasilere şu sözü çok kullanırım: “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”.
Yani biz sizi tanıyoruz, halk da tanıyor, ne kadar makyaj yapıp, allasanız da pullasanız da, halk sonuçta size sandıkta payınızı verir.,
Bu ülke zaten ne çektiyse, öyle bölük pürçük sayıyla barajı aşıp ama hükümete istepne olan siyasi partilerden çekti. Bir veya iki vekille 26 sayısına destek olan bu partiler aslında ülkeye yarar değil zarar veriyorlar. İşte bu sebepten vatandaşların bu seçimde çok iyi düşünüp karar vermeleri gerekiyor, ülke menfaati açısından.
Bir de bu genel seçimlerde, bazı sendika ağalarını da siyasi arenada göreceğimizi tahayyül ediyorum. Ülkeye sendika da ne yararları oldu da, mecliste olacak diye de, düşünmekten kendimi alamıyorum.
Son olarak CTP’ye de bir önerim var, bu seçimde de hala daha güneyde yaşananlardan sonra “federasyon” diye tutturursanız, alacağınız oyu tahmin ediyorum.
Ama bu yazımın sonunda da şu bilinen sözü söylemekten de imtina etmiyorum,
“Halklar layık oldukları biçimde yönetilirler”