Yıllar var ki didişiriz birbirimizle, hoşgörüyü unuttuk, dostluğu tatile çıkardık, devamlı kavga ve stres.
Halk da bu konuda artık usandı, bıktı.
Meclise bakıyorsunuz, sürekli bir sataşma, didişme, ağıza alınmayacak sözler. İktidara gelince her şey güllük gülüstanlık olacak mış. Öyle diyor Ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin çiçeği burnunda genel başkanı.
Adı Cumhuriyetçi, “kendi cumhuriyetini savunan”
Türk adı var içinde ama federasyonu savunan bir zihniyet.
Aslında ismi çok güzel “Cumhuriyetçi Türk Partisi”
Keşke bu isme ve Türk Cumhuriyetine sahip çıksa, demekten de kendini alamıyor insan düşününce.
Hadi hayal kuralım, diyelim ki, federasyon temelinde Rum’un gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti’ne entegre olduk, kuzeyi de böylece Avrupa Birliği toprağına dahil olunca bizler de topyekün Avrupalı mı olduk !
Yahu Güney Kıbrıs Rum kesimi, Türkiye kökenli, KKTC vatandaşı olsa bile hiç bir Türkiye kökenli bireyi güneye sokmuyor. Ama biz Yunanlıları kuzeye alıyoruz, sorgusuz sualsiz.
Federasyon temelli bir anlaşma olunca, Türkiye’den kuzeye gelip yıllar içerisinde vatandaş olan bilmem kaç yüz bin Türkiye kökenli vatandaşların tümü federasyona vatandaş olarak dahil olabilecek mi !
Bu konuda Annan Planı’nda bazı kıstaslar vardı ve Rum bunu kabul etmemişti.
Annan planı’ndan bu yana o köprülerden çok sular aktı. Rum Avrupa Birliği’ne dahil oldu. Güneyde ırkçı sağ Annan Planı’ndan bu yana en az yüzde 20 oranında daha aşırı bir oy potansiyeline ulaştı. Rumlar Amerika Birleşik Devletleri’nin koyduğu silah ambargosunu kaldırdı. Yine Norveç Devleti’nin koyduğu silah ambargosu da kalktı. İsrail ile askeri işbirliği anlaşmaları imzalandı, İsrail askerleri rahatça güneye gelip tatbikatlara katılabildiler.
Tüm Avrupa Birliği’nin askeri güçleri başta Fransa, Almanya ve İtalya olmak üzere, güneyde üs kurdu ve yerleşti.
Sözüm ona barış ve çözüm isteyen bir devletin asla yapmayacağı girişimleri Rumlar yaptı ve hala daha da yapmaya devam ediyor.
Biz ne yapıyoruz kuzeyde !
Birbirimizle kavga ediyoruz. Kendi içimizde çözmesi çok kolay olan işleri adeta arap saçına ( mecazi anlamda kullandım) döndürüp, içinden çıkılamaz hale getiriyoruz.
Cumhuriyet Meclisi’nde seçilmiş 50 milletvekilimiz var. Küçücük bir ülke Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, çok mu zor halka yararlı yasaları hayata geçirip, “huzurlu bir yaşamı hak eden “ bu halka refah sağlamak !
Elbette zor değil.
Annan Planı sonrası, tam tespit edemedim şu anda ama en az 9 hükümet değişikliği yaşadık. Bunun yine en azından 9 yılı CTP’nin başında olduğu hükümetler oldu. Diğerleri de UBP’nin başı çektiği koalisyon hükümetleri.
Bunların en uzun soluklusu ise önce Başbakan Talat ve Serdar Denktaş koalisyonu, Talat’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle de CTP genel Başkanı olan Ferdi Sabit Soyer ile Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın ortaklığı ile kurulan koalisyon hükümeti oldu. Sonra da, Demokrat Parti’yi ortaklıktan atıp Turgay Avcı ile ortaklığa devam eden Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in koalisyon hükümeti CTP olarak toplamda en az 8 yıl iktidar oldular.
Bu süre içinde, akılda kalabilecek hangi yatırım veya projeleri hayata geçirdi bu CTP Hükümetleri derseniz, bence yok öyle bir şey derim. Gerçekten bu uzunca bir sürede benim aklımda kalan iki şey var, o da Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın, daha doğrusu Bakan Salih Usar’ın fiyasko ile sonuçlanan icraatları.
Birincisi, Telekomünikasyon Dairesi için yaklaşık 1 milyon 200 bin TL verilen teknik cihazların işe yaramayıp, telekomünikasyon Dairesi’nin bahçesine atılarak çöp oluşu. (Bunu bizzat ben haber yaptım ve ortaya çıkardım, Ada TV arşivlerinde bulabilirsiniz)
İkincisi ise, 8 yıllık CTP iktidarının süresince, beceriksiz ve liyakatsız kadrolarla yönetilen Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın batışa ve iflasa sürüklenmesi. Ha bunu iktidardan düşüp, UBP’nin iktidara gelmesi sürecinde gerçekleşmesiyle, UBP’yi suçlasalarda, kimse kimseyi kandırmasın, KTHY’nı 8 yılda kötü yönetimle iflas ettiren CTP Hükümetinin, iktidarının ta kendisidir. Yahu koskoca uçak motorunu kayıp ettiler be, sözde tamire göndermişler, motor Malezya’da mı neymiş.
Yani uzun lafın kısası CTP’li Bakan Salih Usar, aslında bu iki önemli olaydan bizzat sorumludur. Ha bunun peşine düşülüp araştırıldı mı, sorumlular için mecliste bir önerge verildi mi, yok.
Onu diyeceğim ki, CTP iktidarlarını her dönemde yaşadık ve gördük, ağızları güzel laf ediyor ama icraata gelince bir arpa boyu yol alamıyorlar.
Neden bu konuya yönlendim !
CTP hala daha erken seçim çığırtkanlığına devam eder.
Başbakan Ünal Üstel, dün katıldığı bir televizyon programında yine gündemlerinde bir erken seçim olmadığını, seçimin zamanında yani olması gereken tarihte yapılacağının altını çizdi. “Biz icraat hükümetiyiz, 4 yılda çok önemli projelere imza attık ve atmaya da devam ediyoruz” diye ifade etti. Türkiye ile imzalanan Mali İşbirliği Protokolü’ne de değinen Başbakan Üstel “Türkiye ile 23 Milyarlık bir işbirliği anlaşması imzaladık, daha yapacağımız, halka götüreceğimiz çok önemli hizmetler var, bunları yarıda bırakma gibi bir lüksümüz yok” demek istedi.
Yazımın başında bahsettiğim gibi bu halkın artık huzurlu bir yaşamı hak ettiğini ve yaşaması gerektiğini düşünüyorum, o sebepledir ki, CTP’ye tavsiyem, ülke gerçeklerine odaklanın, ana muhalefet görevinizi layıkıyla yerine getirin ve devletinize, bayrağınıza sahip çıkın derim…