Bugün 19 Mayıs, bir ulusun topyekün özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde yakılan ateşin, atılan adımın, mavi gözlü dev adamın Samsun’a ayak bastığının107. Yıldönümü.
O tarihte, yani Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basmasından tam 4 gün önce, arkasına emperyalist güçler Fransa-İngiltere ve İtalya’yı alan Helen artığı Yunan askerleri 15 Mayıs 1919 da İzmir’e ayak basarak işgal etmeye başlamışlardı.
15 Mayıs 1919 sabahı saat yedi buçuk sıralarında gazeteci Hasan Tahsin Konak Meydanı Kordonboyu’nda Yunan askerlerini bekliyordu. Önce Yunan gemilerinden Patris ve Atranitos isimli gemiler Pasaport Limanı’na yanaştı. Ve bir grup Yunan Efzon Alayı saat 08.55 sıralarında askeri gemiden inerek karaya çıktı.
Themistokles Gemisi ise, 5. Piyade Alayı’nı Punta iskelesi’ne çıkardı. Bunlar Punta’dan ilerleyerek Kadifekale’yi işgal edeceklerdi.
Bu esnada yıllardır İzmir’de yaşayan onbinlerce yerli Rum, ellerindeki Yunan bayrakları ve çiçekler ile Kordonboyu’nu kaplamışlardı. İzmirli Rumlar işgal haberini, 13 Mayıs Salı günü öğleden sonra Aya Fotini Kilisesi’nde Yunan Albay Mavrudis tarafından okunan Elefterios Venizelos’un beyannamesiyle öğrenmişlerdi.
,İzmirli Rumların oluşturduğu kalabalık, gemilerden inen Yunan askerlerine alkış tutuyordu. Gelen askeri tabur, İzmir Metropoliti Hrisostomos tarafından takdis edildi.
Metropolit Yunan Bayrağını öptü ve bu esnada ağladığı da görülüyordu. İlk Yunan taburu, yaya olarak Hükümet konağı, Kışla Kokaryalı istikametinden Karantinaya doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş kolunun baş tarafı kışla hizasını geçip yola saptıktan sonra, gazeteci Hasan Tahsin kalabalığın arasından sıyrılarak öne geçti.
Hasan Tahsin bağırarak, “ Olamaz, olamaz, böyle ellerini sallaya sallaya giremezler” dediği duyuldu. Ve ardından Hasan Tahsin yanında getirdiği revolver ile askerlere ateş açtı. Bu ateş esnasında Yunan Efzon Alayı’ndan iki asker vurularak yere düştü. Tahsin’in tabancasındaki tüm mermilerin bitmesiyle, Yunan askerlerinin toplu ateşi ve süngüleriyle Hasan Tahsin oracıkta şehit oldu.
İşte 4 gün önce İzmir’de bunlar yaşanırken, İzmir’in işgal edilmesinden bir gün sonra 16 Mayıs 1919 da Gazi Mustafa Kemal Bandırma Vapuru ile Karadeniz’in o azgın sularıyla boğuşup 19 Mayıs 1919 da yani bugünden tam 107 yıl önce Samsun’a ayak bastı. Böylece Kuvayi Milliye’nin ilk ateşi Samsun’da yanmış oldu.
Ne tesadüf ki, aradan 107 yıl geçse de, o zaman Anadoluyu Yunan ile birlikte işgal eden emperyalist Fransa-İtalya-İngiltere-Yunan ve bir de bunlara sonra eklenen Almanya Güney Kıbrıs’ta üslenmiş vaziyette.
Buraya kadar, bugünün anlam ve önemini vurgulamak isterken, bir o kadar da Kıbrıs Türkü’nün Rum-Yunan ikilisinden yıllardır çektiği eziyet ve mezalime de değinmek gerekir. Zira bu zihniyet, Helen zihniyeti hiç bir zaman Enosis fikrinden vazgeçmemiştir. Ve bunu da her defasında söylemekten geri kalmamışlardır.
Ya düşünebiliyor musunuz, yıllardır Osmanlı yönetiminde hiç baskı ve eziyet görmeden, hatta dini ibadetlerini rahatça yerine getirmek için fırsatlar tanınan İzmirli Rumlar ve onların Metropoliti meğerse yıllarca içlerinde taşıdıkları kini zamanı gelince bir anda çıkarıp nasıl kin kustuklarını, İzmir halkı işgalde bedelini çok ağır ödedi.
Aynı olay 1. Dünya savaşı sonrası Doğu Anadolu’da Ermeniler tarafından da yaşanmıştır. Osmanlı’nın savaşı kaybedip zayıflamasıyla birlikte Ruslar tarafından güvence verilerek yüreklendirilen ve yıllardır Doğu Anadolu’da birlikte yaşadıkları kapı komşuları Türkleri Rus desteği ile nasıl boğazlayıp öldürdükleri tarihte acı olaylarla yerini almıştır.
Tüm bunlara rağmen, 1963 olayları ve sonrasındaki 11 yıl 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’na kadar geçen sürede yaşananlardan hala daha ders alınmamış olunacak ki, 1974 Mutlu Barış Harekatı ile özgürlüğüne kavuşan Kıbrıs Adası’ndaki Türkler belli bir kesim tarafından hala daha Rumlarla birlikte yaşamak ve Rum tezi federasyon ile bütünleşmek için adeta can atmaktadırlar.
Daha bugün CTP Milletvekili Fikri Toros bir açıklama yaparak, “Kıbrıs Türk Halkının %80’i federasyon iradesine sahip” demiştir.
Kime sordun Toros, o %80’i nereden buldun !
Çok mu heveslisin Rumla federasyona !
Bugün yine Cumhuriyet Meclisi’nde Rum aşıkları boy gösterdi, (pardon avukatları) diyecektim.
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ki en mülayim sessiz bakanlarımızdan birisidir. İnşaat ve emlak sektörü ve sorunları hakkında yasal uygulamalar bakımından konuşma yaparken, güneyin, Rumların bu sektörü nasıl baltalamaya çalıştıklarını izah edip, geçen yıl tutuklanan ve sonra ceza alıp İsrail’e gönderilen Yahudi iş insanı Simon Aykut’a Rumların yaptığından tam bahsederken, oturduğu yerden tüm hiddetiyle adeta Rumları korurcasına bağıran CTP Milletvekili Asım Akansoy tartışma ötesinde kaos yarattı mecliste. Öyle bir bağırıyordu ki, tüm damarları yerinden oynuyordu sanki.
Rum’un avukatı olsa bu kadar iştahlı davranamazdı.
Pes dedirtti vallahi. Rumlara laf söyletmeyen bir KKTC vekili.
CTP zihniyeti bu işte teslimci, sözde sol görünümlü emperyalist uşağı bir zihniyet. Yaşananlardan hala daha ders almayan bir düşünce yapısına sahip CTP ama devletine sahip değil. İlle de Rum’a yama olacağım diyor.
Daha geçen hafta Rum lider Hristodulidis, Yunan Parlamentosu’nda Türkleri yok sayan, ada’nın tamamına sahiplenen bir konuşma yapmasına rağmen bu CTP zihniyetinden tek bir karşı söz duyulmadı.
Türk özgürlük hareketinin başlangıç noktası olan bugün (107 yıl önce) 19 Mayıs 1919 Türk tarihinde şanlı yerini sonsuza dek koruyacaktır aynı İstiklal Savaşı sonrasında “Geldikleri gibi giden” emperyalistler ve uşakları kahpe Yunan’ın 9 Eylül’de İzmir’de denize döküldüğü gibi.
Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları ile kahraman Anadolu halkına, kadınına, çoluğuna , çocuğuna, yaşlısına selam olsun 19 Mayıs 1919 kutlu olsun.,
“Ne Mutlu Türküm Diyene”…