Hafta sonu bir kaç gün de olsa, ülke biraz duruldu gibi ama bugün hafta başı Pazartesi mecliste neler olacak hep beraber izleyip göreceğiz.
Ülkede bir çok belde de, hafta sonu festivaller yapıldı. Meclisi karıştırmaktan ve sendikaları kışkırtmaktan uzaklaşan CTP, bu kez “ bu festival senin, o festival benim” ülkeyi dolaştı. En azından canları sıkılmadı, festivallerde olsun siyasete devam ettiler.
Tabi ki bu arada eski parti genel başkanları Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’da ne tesadüftür, aynı saate denk gelerek festivallerde karşılaştılar. Gerçekten de büyük şans aynı festival, aynı saat ve dakika buluşmuş gibi. Neyse o bizi fazla ilgilendirmez en azından, sendikaları rahat bıraktı bu ara CTP.
Sendikalar ve CTP biraz olsun hükümeti, özellikle UBP ve Başbakan Üstel’i rahat bıraktılar ama bu kez, arada bir kurulmuş robot gibi çıkıp, muhalefet gazete ve televizyonlarda konuşan UBP Girne Milletrvekili İzlem Hanım rahat durmadı, yine birileri kurdu anlaşılan, çıkıp partisinin Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel’e verdi veriştirdi.
İzlem Hanım’ın sosyal medya paylaşımlarının altında yer alan yorumlara baktığımda, İzlem Hanım’ın bu çıkışlarının artık kabak tadı verdiğini, seçilme kabiliyetini halk tarafından kaybettiğini ve bu sebepten çıkışlar yaptığını söyleyen eleştirel yorumlara rastladım. Hatta pek çok okuyucu İzlem hanıma “madem rahatsızsan, zaten seçimlere pek bir şey kalmadı tepkini istifa ile göster, partinden istifa et görelim diyorlar”. Ne diyelim okuyucu bu olayları iyi takip ediyor.
Festival fotoğraflarına baktığımda, TAM Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş’a da rastladım, o da boş durmadı bu festival furyasında dolaştı. Ama CTP’nin ayağına kimse su dökemez.
Propoganda da, olayları manipüleştirmede, provoke etmede ve siyaseti edebi alanda dantel, dantel işleyerek kelime oyunlarıyla süsleyerek siyaset yapmada ve şekillendirmede CTP ülkede adeta bir numaradır.
Karşımızda geçmişini unutan ama UBP geçmişini hatırlatan olaylarla siyaset yapmayı seven bir CTP var. Belki haklılar çünkü, eskiler pek ilgilendirmiyor devamlı önlerine bakıyorlar ve ülkeyi yaklaşık dört yıldır idare eden ve içinde pandemi dönemini de kapsayan zorlu bir sürecin hükümeti olduklarından UBP-DP ve YDP Hükümetini eleştirerek toplum gözünden düşürmek suretiyle iktidar olma hevesi taşıyorlar. Kendileri de çok iyi biliyor ki, CTP bu ülkede tek başına iktidar olacak bir sayıya sittin sene ulaşamaz.
Neden mi !
İlk başta hiç bir zaman “Anavatan” diyemedikleri Türkiye’ye karşı olan tavırları.
Daha sonra, Rum’un yıllardır süre gelen tüm uyuşmazlığına rağmen, bunun Annan Planı ve Crans Montana’da kanıtlanmasına rağmen, bir türlü vazgeçemedikleri Rum tipi federasyon tezleri.
Ve yine Türkiye’den gelip buraya yerleşen ama CTP’yi benimsemeyen Türkiye kökenlilere karşı olan ayrımcılıkları. (Ha yok öyle bir şey derlerse ispata hazırım, hem de belgeli)
Şimdi soruyorum size, yukarıda yazdıklarımdan sonra hangi Türkiye kökenli vatandaş, bu CTP’ye oy verir. Ha diyeceksiniz ki, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye kökenliler oy verdi. Evet doğrudur, onun analizini çok yaptım ama o başka parlamento seçimi başka, çünkü ülkeyi Cumhurbaşkanı yönetmiyor. Ülkeyi hükümetler yönetiyor, o sebepten ne olursa olsun, genel seçim olduğunda, kendi Cumhuriyetini kutlamayan, üstelik kuruluş yıldönümlerinde Türkiye’den gelen gösteri uçaklarından rahatsız olan milletvekillerinin olduğu bir partiye Türkiye kökenli vatandaşlarımız sıcak bakmaz. Şahsen ben hiç bir kez CTP’ye oy vermedim, elim kalkmadı. Nedenleri de yukarıda.,
CTP, hiç bir zaman ama hiç bir zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni benimseyen değil, hedefinde federasyon tezi olan bir Rum birlikteliğini savunan yapıda olmuştur. Ama bu ülke onlara çok şey vermiştir. KKTC’ye inanmayan, ilanında oturup ağladım diyen, Rum’un anlaşmazlığında “ne yapayım, gidip kendimi Sarayönü’nde asayım mı diyen siyasetçi, önce milletvekilii, sonra bakan, daha sonra da başbakan ve en nihayetinde de Cumhurbaşkanı olmuş, şimdi de koruması, şoförü, ofisi ve hizmetlileri ve dolgun maaşıyla bu ülkenin katkılarından yararlanmaktadır. Böyle bir demokratik ülke dünyanın hiç bir yerinde yoktur.
Ve yine dünyanın hiç bir ülkesinde bu kadar demokratik bir yapıya ve özerkliğe sahip sendikalar da yoktur. Kendi işlerinden başka siyasete soyunan, particilik yapan, 20 yıl sendika başkanlığı yapan, solcu geçinip patronluğa soyunan ve patron gibi yaşayan sendika başkanlarını da başka bir ülkede göremezsiniz. (Not: yoksulluk eylemi ardından range-rover marka jeepine binip giden sendika ağası gibi),
Bugün Meclis toplanacak mı yoksa toplanmayacak mı, bugün belli olacak ama gerçek olan bir şey varsa o da, bu sendikal eylemlerin ateşi sönerse CTP ne yapacak !
Elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi zırlamaya başlar her halde, göreceğiz bakalım.
Hayırlısı…