Ünal Üstel Hükümeti’ne kadar, hiç bir dönem bu kadar sıklıkla ve samimi güven veren görüşmeler hiç gerçekleşmemişti Türkiye ile.
Ay geçmeden ya Başbakan Ünal Üstel ve ekibi Türkiye’de çalışmalar yapıyor, ya da Türkiye’den üst düzey yetkililer, Kuzey Kıbrıs’a gelerek istişarelerde bulunuyor.
Ve yine hiç bir dönemde de, bu kadar yoğun saldırı ve itibarsızlaştırma niteliğinde yayın ve girişimler gerçekleşmemişti.
Dikkat ediyorum, özellikle ne zaman Başbakan Ünal Üstel veya koalisyon ortaklarından biri Türkiye ziyareti gerçekleştirecek olsa saldırılar da başlıyor.
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti katkıları ile gerçekleşen hükümet projeleri, birilerinin canını iyiden iyiye sıkıyor. Ne zaman Türkiye destekli bir proje ortaya çıksa aynı çevreler de ortaya çıkarak, engellemek için her türlü olanakları kullanıyor.
Başbakan Ünal Üstel, Perşembe günü (dün) Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşmede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki stratejik iş birliği, iki devlet arasındaki sarsılmaz kardeşlik hukuku ve KKTC’nin geleceğe yönelik vizyon projelerinin ele alındığı kaydedildi. Görüşmede; siyasi istikrar, altyapı yatırımları ve kalkınma hedefleri çerçevesinde atılacak ortak adımların değerlendirildiği de belirtildi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yapılan görüşmede ise, fiber optik altyapı iş birliği kapsamında imzalanan anlaşma ve buna bağlı ek protokollerin detaylı şekilde ele alındığı ifade edilen açıklamada, ayrıca gelecek dönemde imzalanması planlanan İktisadi ve Mali İş Birliği Protokolü üzerine kapsamlı istişarelerde bulunulduğu öğrenildi.
Başbakan Ünal Üstel’in, Türkiye de gerçekleşen üst düzey görüşmelerle ilgili söylediği şu sözler de iki ülke arasındaki samimi ve dürüst ilişkilerin bir özetiydi sanki.
Başbakan Ünal Üstel, Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkilerin finansal bir çerçevenin çok ötesinde, Kıbrıs Türk halkı açısından yaşamsal bir nitelik taşıdığını söyledi.
Üstel, “Bu ilişki karşılıklı sevgiye, saygıya ve ortak tarih bilincine dayanmaktadır. Bu güçlü bağları zedelemeye dönük hiçbir girişim amacına ulaşamayacaktır.” dedi.
Başbakan Üstel, iki ülke arasındaki iş birliğinin güvenlikten altyapıya, ekonomiden dijital dönüşüme kadar her alanda artarak devam edeceğini belirterek, “Anavatan Türkiye ile omuz omuza, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni daha güçlü bir geleceğe taşımakta kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
İşte tam da bundan bahsediyorum ki, birilerinin, hatta muhalefetin Türkiye’ye “Anavatan” demekten imtina ettiği bir devlet bugün Ortadoğu’nun en güçlü ülkelerinin başında yer almaktadır.
İşin özüne değil de, saçma sapan teori ve saplantılarla davranan muhalefet, Anavatan mı yoksa kardeş mi söylemlerine takılarak, Türkiye düşmanlarının adeta ekmeğine yağ sürmektedir.
Yani Anavatan demesinler de kardeş desinler !
Çok mu büyüdünüz !
86 Milyonluk bir Türk Devleti, Türkiye Cumhuriyeti’ne diklenerek, ben alt yönetim değilim, o sebepten Anavatan değil de kardeş diyeceğim. Bırakın bunları icraata bakın.
Bugüne kadar, ne zaman iktidara gelseler ki, hep koalisyonla geldi CTP, bu saçma sapan söylemlerle bu ülkeye zaman kaybettirdi ve Türk düşmanı Rumları sevindirdi. Zira Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin samimi olmayan bir düzeyde gerçekleşmesini arzu ediyor.
Ülkede yayın yapan bazı kağıt parçaları ve internet siteleri, hiç bir ülkede bulunmayan basın özgürlüğü hakları ile haddini aşan, hatta hakaret niteliği taşıyan söylemlerle, Türkiye’ye ve bu ülkenin Başbakanı ile hükümet üyelerine saldırabiliyor. Ve elbette bunlar finansörlerin isteklerini yerine getiriyor ve getirmeye mecburlar. Zira buralardan besleniyorlar. Görülüyor ki, beslenmeye de devam edecekler.
Ama ne tesadüf, güneydeki Rum Ortodoks Din Devleti de, kuzeydeki devletin, Türkiye ile olan ilişkilerinden oldukça rahatsızlar.
Onların tek derdi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ambargolar altında, izolasyonlar altında ezilsin, insanlar sıkıntı çeksin, kaos, kargaşa yaşansın, krizler olsun ki, Rum tezi federasyon ihtiyacı ortaya çıksın.
Tam da bunu yapmaya çalışıyorlar, grevler, eylemler, bel altı vurmalar.
Ama nafile, halk artık bu ayrılıkçılara inanmıyor ve ilgi göstermiyor ki, geçen gün gerçekleştirdikleri yürüyüşte, “kendileri çaldı, kendileri oynadı”, kendi kendilerine eğlendiler.
Sonuç, Türkiye ile olan üst düzey ilişkişler Kıbrıs Türk Halkının yararına, verimli bir şekilde devam edecek ve bu ilişlkilerin meyvelerini bu halk yiyecek.
O yüzden bu ayrılıkçı ve ara bozanlara diyorum ki,
“Çok beklersiniz”