Ortadoğu’yu saran ateş tüm hızıyla devam ederken, ada’nın bir yarısında (güneyde) endişe hakim olurken (kuzeyde) huzur hüküm sürmekte.
Rum yönetimi başkanı Hristodulidis’in emperyalist güçlerle dansı, ada’yı hedef haline getirdi. Zaten mevcut İngiliz üslerinin varlığı ve bunları savaş için kullanmaları, Kıbrıs’ın güneyini iran füzelerinin teslimat noktası haline getirdi.
Edinilen bilgilere göre, bu sene yaz turizmi için güneye yapılan rezervasyonlar bir, bir iptal edilmekte ve Güney Kıbrıs için turizmde alarm zilleri çalmakta.
Gelirinin önemli bir bölümünü turizmden elde eden Rum kesimi için bu yıl turizmde kaybedilen bir yıl olacaktır.
Oysa kuzeyde durum farklı. Kuzey Kıbrıs için bu durum bir fırsat haline gelebilir. Özellikle İskandinav ülkelerinden çok önemli rezervasyonlar gerçekleşebilir. Ancak bu konuda zaman kaybetmeden girişimler yapılmalıdır.
Özellikle önemli bir noktayı da göz ardı etmemek lazım. Turizm öyle bir sektör ki, en ufak bir ters rüzgar her şeyi alt üst eder. Ülkedeki siyasi ortamın yansımaları da turizme dolaylı olarak etki eder.
Neden mi !
Şunun şurasında yaz mevsimine bir kaç ay var. Yaz mevsimi demek siyasetin de tatile girmesi demektir ülkemizde. Temmuz ayında başlayan siyasi tatil, Ekim başına kadar sürer. Zaten bu yılın sonunda iki seçim birden yaşayacak ülke.
Hem parlamento seçimi, hem de yerel yönetimler seçimi yapılacak ülkede.
Ancak seçimlere 8-9 ay kalmışken ana muhalefet CTP’nin kazan kaynatarak ille de erken seçim isteriz istenci sıklıkla dile getiriliyor. Arkasına sendikaları da alan ana muhalefet partisi, ülkede siyasi bir kaos yaratmak için kolları sıvıyor anlaşılan.
Yapılan bu davranışlar ülke menfaatini değil, kişisel menfaatleri çağrıştırıyor açıkça. Ortadoğu kan gölüne dönmüş savaş ortamında, savaşın etkisiyle vurulan petrol tesisleri ve üretimi duran enerji arzının sağlanamaması dünyanın ekonomisini alt üst etti.
Tavan yapan petrol fiyatları çoğu ülkenin ekonomisini alt üst etti. Bundan, savaşa girmemesine rağmen, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de nasibini aldı.
İşte dünya tam bir bilinmezliğe doğru giderken, ekonomisi pamuk ipliğine bağlı ülkelerde istikrar çok önemli. KKTC yıllardır acımasız ambargo ve izolasyonlar altında ezilirken, yine de çaresiz kalmamış yatırımlarına Türkiye’nin desteğiyle devam etmiştir.
Başta kamu çalışanları, çoğu Avrupa ülkesine nazaran, iyi durumda olan maaşlarını almaya devam etmekteler. Bugün asgari ücret neredeyse Türkiye’nin iki katına yakındır. Bir taraftan da hükümetin projeleri devam ettirerek, özellikle sağlık alanında yeni kamusal hizmetler için gün saymaktadır.
Tüm bu verilerin ışığında, canı sıkılan ana muhalefet erken seçim çağrılarını sıklaştırarak, ülkeyi seçim havasına sokmaya çalışması kelimenin tam anlamıyla aymazlıktır. Bunun ülkeye hiç bir yararı da olmaz aksine zararı olur.
Yazımın başında da belirttiğim üzere, savaşın devam ettiği ve turizmin kaymağını yiyen körfez ülkelerinden kaçan turistler, yönünü Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’a çevirebilir.
Neden olmasın !
Savaşın yarattığı bu kaotik ortam, Kuzey Kıbrıs tercihi ile fırsata dönüşebilir. Bundan da ülkemiz kazanır. Ama bunun planlaması ve hayata geçirilmesi için şimdiden sıkı çalışılarak, bu yaz mevsimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde turizmde altın bir sezon yaşanabilir. Tabi bir daha söylüyorum, fırsat iyi değerlendirilirse.
Yoksa, sırf hükümeti erken seçime zorlamak için, sendikaları da kışkırtarak, ülkeyi kaotik bir seçim havasına sokarsanız, bundan esn çok etkilenecek olan da halktır.
Daha çok değil geçtiğimiz ay, havaalanında çalışan işçileri bağlı olduğu sendika grev kararı almadı mı ! hükümet haklı olarak bunu Bakanlar Kurulu Kararıyla erteledi.
Düşünsenize, aniden bir grev kararı, uçaklar hizmet alamayacakları için Ercan’a iniş yapmadan geri dönecekler, yolcular veya turistler perişan, neymiş sendika hak arıyormuş.
İşte tüm bunlar ülkeyi sıkıntıya sokan hareketlerdir.
Ana muhalefet CTP fırsattan istifade erken seçim çığırtkanlığı yapacağına ülkeyi her bakımdan zora sokacak hareketlere son vermeli.
Elbette muhalefet görevini yapacak ancak ülke menfaatlerinin parti menfaatlerinden önce geldiği kuralını unutmadan bunu gerçekleştirecek.
Bu arada Türkiye’den gelen “ Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hiç yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız” mesajları, burada yaşayan Türkleri gururlandırmaktan öte güç ve güven yaratmaktadır.
Teşekkürler Türkiye,
Teşekkürler Anavatan…