Ülke bir süredir planlı bir gerilimin eşiğinde çalkalanıp duruyor.
Önce meclisten başlayan, özellikle CTP’li vekillerin sataşma ve kışkırtmalarıyla gündem olan konuşmalar sonrası, kıvılcım sendikaları ateşledi.
Zaten Türkiye karşıtı olan ve sıklıkla “aldıkları emirleri uyguluyorlar” diyerek açıkça Anavatan Türkiye’yi işaret eden bazı sendika ve başkanlarının olayı büyüterek, eylemlere tuz biber ekmesi de cabası oldu.
Bu ülke, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ambargolar ve izolasyonlar altında olmasına rağmen, bırakın Türkiye’yi bir çok ülkeden daha özgür ve müreffeh yaşıyor.
Çalışanların cebine yansıtılmadan ülke büyüyor. Yatırımlar yapılıyor her türlü kamusal katkılar yine bedel ödemeden yerine getiriliyor. Bana bir ülke gösterin ki, ithalatı ihracatının en az 10 katı olsun. Yani bu demektir ki, kazandığının 10 katı harcama yapabilsin.
Bana bir ülke gösterin ki, hiç bir ülkede olmayacak şekilde lüks arabalar yollarda boy göstersin.
Ha o lüks araçların boy gösterdiği yollar bu ülke çalışanlarının kesilen vergileriyle mi yapılıyor. Ha şa, olur mu hiç öyle bir şey !
Yaklaşık son 20 yılda başta batı sahilinden doğuya doğru giden Karpaz duble yolu, ilk önce o yapıldı. Ha yapılırken bazı sendika ve sözde çevre örgütleri eylem yaparak “istemezük” dediler ama ilk önce de onlar kullandı.
Girne-Alsancak-Lapta Çevre Yolu,
Lefkoşa – Güzelyurt -Lefke Çevre Yolu,
Lefkoşa – Doğu çevre Yolu,
Lefkoşa – Batı, Güzelyurt çevre Yoluna bağlantı,
Yonca köprüler ve şimdi çalışılan Girne-Çatalköy Yolu
Peki bu yollar için bu çalışanlar ne bedel ödedi, maaşlarından kesinti yapıldı mı !
Yahu bu sendikaların üyeleri yapılan tüm hizmetlerden yararlanmadı mı !
Allah aşkına, biz yıllardır acımasız Rum’un baskısıyla ambargo ve izolasyonlar altında ezilmiyor muyuz !
Yahu neredeyse 24 yıldır bu ülkede gazetecilik yaparım, yüzlerce habere imza attım, çevre ve doğa ve turizm belgeselleri ile yine uzun süreli haftalık trafik programları yaptım.
Annan Planı’nda meydanlarda mitingleri haberleştirdim, canlı yayında rüşveti ortaya çıkarıp, belki KKTC tarihinde ilk defa canlı yayında Başbakan tarafından rüşvet alan müdür görevden alındı. Sayısız olaylara imza attım, kameramanlarım haber esnasında dövülüp darp edildi.
Ancak 24 yıldır bu ülkede, Annan Planı’nda Avrupa Birliği tarafından aldatılmamız da dahil olmak üzere bir kere olsun bu “aslan yürekli sendikalar” meydanlara çıkıp da “Yeter artık, bu haksız ambargo ve izolasyonlar son bulsun” diye bir kere olsun, yahu bir kere olsun göreyim eylem yapsınlar.
Ya bir kere çıkın, toplanın deyin ki ; “Biz halkız, yıllardır, acımasız ambargo ve izolasyonlar altında eziliyoruz” diye pankartlar açın, Avrupa Birliği bürosu önünde protesto yapın, Birleşmiş Milletrleri protesto edin. Yapmadılar, yapamadılar, yaptırmadılar.
Sormak lazım bu sendikalara ve ağa babalarına; “Neden bir kere olsun eylem yapmadınız”, onca sıkıntı çekmenize rağmen ve sıkıntınızı da Türkiye karşıladı.
Birileri, “Ey Türkiye, ne askerini, ne memurunu ne de paranı istemiyoruz, defol diye Lefkoşa sokaklarında yürüyüş yapıp, T.C Büyükelçiliği önünde sıklıkla vefasızlık örneği “soytarılık” gerçekleştirdiler. O da yetmedi bazı “özgür kanallarda” Türkiye’yi kanlı işgal gerçekleştirdi deyip işgalci gösteren sendika ağaları oldu, bu ülkede demokrasi sayesinde.
Ama, yolları yapıldı, köprüleri yapıldı, hastaneleri yapıldı, yapılmaya da devam ediyor.
Türkiye’de bir köy, yerleşim yeri sırf KKTC’ye su gelecek, baraj yapılacak diye fedakarca boşaltıldı. İnsanlar yerinden yurdundan oldu, Kıbrıs’ta ırkdaşları susuz kalmasın diye. Ama bazı vefasızlar ne dedi, “cenabet gezerim yine o suyu kullanmam” dedi, terbiyesizce. Eylemler bile düzenlediler, Lefkoşa sokaklarında. Sonunda ilk onlar yıkandı gelen suyla.
Türkiye’nin insanının kesilen vergileriyle oluşturulan mali havuzlar vasıtasıyla KKTC’ne destek paketleri yardımları yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Hatta Sayın Başbakan Ünal Üstel’in önceki gün açıkladığı yeni 25 Milyar TL yardım da cabası.
Ekmek elden su gölden (Türkiye’deki barajdan), hayat çok güzel, sormazlar bu değirmenin suyu nereden gelir !
Çoğu ülkede olmayan, Aralık-Ocak arası gizli ve adı da olmayan bir aydan da maaş alınır.
Aslında “Bir elinde cımbız bir elinde ayna” misali, yedikleri önünde yemedikleri arkasında bir toplum.
“Çok şükür” demeyi bilmeyen bir zihniyet.
Ha “Türkiye olmasa ne yazar, Rumla gireriz Avrupa Birliğine, rahat yaşarız “ diyen mandacı bir zihniyet.
EOKA neyse TMT odur diyen, hain ve vefasız bir zihniyet.
Zamanın CTP’li Milli Eğitim Bakanı’nın katkılarıyla milli duygulardan uzaklaştırılan gençliğin yetiştiği bir zihniyet.
İşte geldiğimiz nokta bu.
Ortadoğu’da bizden kaynaklanmayan bir savaş ve bu savaşın yarattığı savaş ekonomisi ve bundan bana ne diyen umursamaz kendini düşünen bir sendika zihniyeti veya sendikalar cumhuriyeti.
Hep bana, hep bana diyen ama fedakarlık yapmayan bir zihniyet.
Ve de bu sendikaları arkasına alarak partizanca, ideolojik siyaset yapmaya uğraşan bir siyasi parti CTP.,
Şunu net olarak söyleyebilirim ki, bu CTP’nin arkasında halk yok. Sendika yaygaracılığından destek alan, fraksiyon partisi gibi davranan bir parti var.
Bu eylemlerde de bunu net olarak ortaya koydular zaten .
Zannediyorlar ki, sendikalar baskıyla bu hükümeti devirsin, biz iktidara gelelim. Gördüğüm kadarıyla ellerinde ne ekonomik program ne de ülkeyi kalkındıracak mali disiplini sağlayacak yetenek yok. Zaten yaptıkları tek şey sokak eylemlerine katkı sağlamak.
Aslında sihirli bir çubuk olacak, vereceksin ülke idaresini bu sendikalar ve krikoları CTP’ye, halk görecek “Hanyayı da Konyayı da”
Herkes aklını başına alsın, yanlış giden bir şeyler varsa düzeltelim, telafi edelim ancak bu yapının temel taşlarına zarar vermeyelim, zira hepimiz bu geminin içindeyiz, bunu da unutmayalım, düşmanımızı da güldürmeyelim…