Amerika Kıtası’ndan Akdeniz’in ortasında Kıbrıs Ada’sının kuzeyinde yıllardır ambargo ve izolasyonlarla boğuşan halka mesaj geldi.
Sıkı durun.
Erhürman: “Verimli ve yararlı görüşme”
Çocuk mu kandırıyorsunuz !
Nedir verimli olan !
Neyin sözünü aldınız !
Ne umuyordunuz, görevi sona erecek bir genel sekreterden !
Bırakın bu verimli yararlı laflarını, Hristodulidis ile görüşmede de, “ Verimli değil ama yararlı oldu” demişti CB Erhürman.
Cumhurbaşkanlığı basın bölümü Ada’daki medyaya “Umut pompalıyor” Amerika’dan, daha ülkeye dönmeden.
Verimli ne oldu !
Yararlı ne oldu !
Net olarak açıklayın ne aldınız !
Bırakın çocukları pamuk şekerle kandırmayı. Kendinizi kandırmayın bari.
Yararlı olabilir, en azından bir diyalog sağlanmıştır ancak verimli olabilmesi için ortada bir done olması gerekir değil mi !
Var mı öyle bir şey !
Yok.
Önceki gün aynı saatlerde, Türkiye’ye gelen Yunanistan Başbakanı Miçotakis de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Türkiye’de “verimli ve yararlı” bir görüşme olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz, zira basına yansıyan görüntülerde Türkiye ile Yunanistan arasında 6 önemli konu hakkında anlaşma imzalandığı, karşılıklı imzaların atıldığı görüldü.
Ortada “yararlı ve verimli” bir şeyler gördük net olarak.
New York’ta böyle bir şey oldu mu !
Doğrudan Ticaret Tüzüğü, Rum engellemeleri ile doğru dürüst uygulanamıyor. Ambargo ve izolasyonlar devam ediyor.
Uluslararası bir sanatçının, bilim insanının, sporcunun kuzeye gelmesine bile tahammül edemeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.
İnsan hakları evrensel beyannamesinden gelen insani haklar üzerine hala doğrudan uçuş hakkı olmayan bir ülke konumundayız.
Birleşmiş Milletlerin Kıbrıs Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusunda bile bizi doğrudan ilgilendirmesine rağmen söz hakkımız yok. Bizim toprağımızda cirit atan BM askerleri, bize sorulmadan istediği gibi davranıyor, bizi kale alan yok.
Gazi Mağusa’da BM askerlerinin kaldığı yer olan Gülseren’deki üsleri adeta turistik tesis gibi, KKTC Devletini tanımıyorlar bile.
E neyi konuştunuz o zaman Gutares ile !
Kuzeyde yaşayan Türkleri ilgilendiren hangi konuda ilerleme sağladınız veya iyileştirme yaptınız !
Gutares’in Kıbrıs müzakereleri konusunda bilmediği neyi anlattınız. Adam neredeyse 10 yıldır görevde. 2017 yılında bu göreve seçilmişti, ikinci kez görev aldı ve bu yılın sonunda da görevi bırakacak.
Avrupa Birliği dönem başkanlığı görevini yürüten Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Temmuz ayına kadar bu görevi sürdürecek, bu zaman zarfında Rum’un yanına bile yaklaşamazsınız. Türkiye bile tavrını koydu ve ilişkileri askıya aldı, sırf bu sebepten.
2026 sonuna doğru Gutares’in görevi de sona erecek, açıkça Gutares’den, yeniden başlayan müzakerelere bir yarar gelmeyecek.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Gutares, geçen Ocak ayı sonunda Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin’i adaya göndermiş nabız ölçmüştü. Holguin’in Gutares’e verdiği rapor ise pek olumlu değildi hani, bunu bilmeyen yok. O zaman önceki gün New York’a gidip Gutares ile görüşmenin ne yararı olacaktı veya oldu, izah edin de anlayalım !
Bu saatten sonra Gutares’in Kıbrıs konusunda yapacağı, vereceği hiç bir şey yok, bunu kendisi de biliyor, Sayın Erhürman da.
Sayın Erhürman bana göre New York’a, “Bakın ben bir şeyler yapıyorum” algısı için, randevu istedi ve gitti. Bu randevuyu da Maria Angela Holguin vasıtasıyla aldı. Gutares’in de bu randevuyu kabul etmeme lüksü zaten yoktu. Ama işin gerçeğine dönersek, New York seyahati tamamen gereksiz ve maliyetli bir seyahat oldu. Görevi sona erecek bir Genel Sekretere şu aşamada yatırım yapılamayacağını Cumhurbaşkanı Erhürman da biliyor.
Sayın Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e şunu sorabiliyor mu ?
“Sayın Hristodulidis, biz Türkler olarak 1959 Zürih anlaşmalarında elde edilen, iki tarafça ve garantörlerce kabul edilip imzalanan Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki ( siyasi eşitlik içeren) haklarımızı istiyoruz, ne eksik ne fazla.”
Bunu kabul edecek mi Hristodulidis !
Veya Sayın Erhürman bunu dayatabilecek mi !
Bakın şunu net olarak söyleyeyim, Rum asla devletin başında, dönüşümlü bir başkanlıkta dahi Türk görmek istemiyor. Bunu anlayın artık, Hristodulidis’de kabul etmiyor.
Garantörlüğe gelince, Crans Montana’da imzalanacak bir anlaşma da, opsiyon olarak konulan “12-13 yıl içerisinde herhangi bir olumsuzluk olmazsa”, garantörlük bu sürenin sonunda otomatik olarak kalkacağı maddesine bile tahammül edemedi Rum.
Zira kendine dahi güveni yok, Ada’nın tamamını istiyor ve Türk’ün söz hakkına asla evet demiyor. Anlayın artık bunu federasyoncu arkadaşlar.
Veya şu soruyu kendinize sorabilirsiniz ; Rum neden savunma sanayine yatırım yaparak, aşırı derecede silahlanıyor ve askeri paktlar kuruyor ?
Bunu hala anlamadıysanız, ben ne yazarsam yazayım boş olur be arkadaşlar… CB Erhürman’ın mesajı: “Verimli ve yararlı görüşme”, Öyle mi gerçekten !
Amerika Kıtası’ndan Akdeniz’in ortasında Kıbrıs Ada’sının kuzeyinde yıllardır ambargo ve izolasyonlarla boğuşan halka mesaj geldi.
Sıkı durun.
Erhürman: “Verimli ve yararlı görüşme”
Çocuk mu kandırıyorsunuz !
Nedir verimli olan !
Neyin sözünü aldınız !
Ne umuyordunuz, görevi sona erecek bir genel sekreterden !
Bırakın bu verimli yararlı laflarını, Hristodulidis ile görüşmede de, “ Verimli değil ama yararlı oldu” demişti CB Erhürman.
Cumhurbaşkanlığı basın bölümü Ada’daki medyaya “Umut pompalıyor” Amerika’dan, daha ülkeye dönmeden.
Verimli ne oldu !
Yararlı ne oldu !
Net olarak açıklayın ne aldınız !
Bırakın çocukları pamuk şekerle kandırmayı. Kendinizi kandırmayın bari.
Yararlı olabilir, en azından bir diyalog sağlanmıştır ancak verimli olabilmesi için ortada bir done olması gerekir değil mi !
Var mı öyle bir şey !
Yok.
Önceki gün aynı saatlerde, Türkiye’ye gelen Yunanistan Başbakanı Miçotakis de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Türkiye’de “verimli ve yararlı” bir görüşme olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz, zira basına yansıyan görüntülerde Türkiye ile Yunanistan arasında 6 önemli konu hakkında anlaşma imzalandığı, karşılıklı imzaların atıldığı görüldü.
Ortada “yararlı ve verimli” bir şeyler gördük net olarak.
New York’ta böyle bir şey oldu mu !
Doğrudan Ticaret Tüzüğü, Rum engellemeleri ile doğru dürüst uygulanamıyor. Ambargo ve izolasyonlar devam ediyor.
Uluslararası bir sanatçının, bilim insanının, sporcunun kuzeye gelmesine bile tahammül edemeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.
İnsan hakları evrensel beyannamesinden gelen insani haklar üzerine hala doğrudan uçuş hakkı olmayan bir ülke konumundayız.
Birleşmiş Milletlerin Kıbrıs Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusunda bile bizi doğrudan ilgilendirmesine rağmen söz hakkımız yok. Bizim toprağımızda cirit atan BM askerleri, bize sorulmadan istediği gibi davranıyor, bizi kale alan yok.
Gazi Mağusa’da BM askerlerinin kaldığı yer olan Gülseren’deki üsleri adeta turistik tesis gibi, KKTC Devletini tanımıyorlar bile.
E neyi konuştunuz o zaman Gutares ile !
Kuzeyde yaşayan Türkleri ilgilendiren hangi konuda ilerleme sağladınız veya iyileştirme yaptınız !
Gutares’in Kıbrıs müzakereleri konusunda bilmediği neyi anlattınız. Adam neredeyse 10 yıldır görevde. 2017 yılında bu göreve seçilmişti, ikinci kez görev aldı ve bu yılın sonunda da görevi bırakacak.
Avrupa Birliği dönem başkanlığı görevini yürüten Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Temmuz ayına kadar bu görevi sürdürecek, bu zaman zarfında Rum’un yanına bile yaklaşamazsınız. Türkiye bile tavrını koydu ve ilişkileri askıya aldı, sırf bu sebepten.
2026 sonuna doğru Gutares’in görevi de sona erecek, açıkça Gutares’den, yeniden başlayan müzakerelere bir yarar gelmeyecek.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Gutares, geçen Ocak ayı sonunda Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin’i adaya göndermiş nabız ölçmüştü. Holguin’in Gutares’e verdiği rapor ise pek olumlu değildi hani, bunu bilmeyen yok. O zaman önceki gün New York’a gidip Gutares ile görüşmenin ne yararı olacaktı veya oldu, izah edin de anlayalım !
Bu saatten sonra Gutares’in Kıbrıs konusunda yapacağı, vereceği hiç bir şey yok, bunu kendisi de biliyor, Sayın Erhürman da.
Sayın Erhürman bana göre New York’a, “Bakın ben bir şeyler yapıyorum” algısı için, randevu istedi ve gitti. Bu randevuyu da Maria Angela Holguin vasıtasıyla aldı. Gutares’in de bu randevuyu kabul etmeme lüksü zaten yoktu. Ama işin gerçeğine dönersek, New York seyahati tamamen gereksiz ve maliyetli bir seyahat oldu. Görevi sona erecek bir Genel Sekretere şu aşamada yatırım yapılamayacağını Cumhurbaşkanı Erhürman da biliyor.
Sayın Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’e şunu sorabiliyor mu ?
“Sayın Hristodulidis, biz Türkler olarak 1959 Zürih anlaşmalarında elde edilen, iki tarafça ve garantörlerce kabul edilip imzalanan Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki ( siyasi eşitlik içeren) haklarımızı istiyoruz, ne eksik ne fazla.”
Bunu kabul edecek mi Hristodulidis !
Veya Sayın Erhürman bunu dayatabilecek mi !
Bakın şunu net olarak söyleyeyim, Rum asla devletin başında, dönüşümlü bir başkanlıkta dahi Türk görmek istemiyor. Bunu anlayın artık, Hristodulidis’de kabul etmiyor.
Garantörlüğe gelince, Crans Montana’da imzalanacak bir anlaşma da, opsiyon olarak konulan “12-13 yıl içerisinde herhangi bir olumsuzluk olmazsa”, garantörlük bu sürenin sonunda otomatik olarak kalkacağı maddesine bile tahammül edemedi Rum.
Zira kendine dahi güveni yok, Ada’nın tamamını istiyor ve Türk’ün söz hakkına asla evet demiyor. Anlayın artık bunu federasyoncu arkadaşlar.
Veya şu soruyu kendinize sorabilirsiniz ; Rum neden savunma sanayine yatırım yaparak, aşırı derecede silahlanıyor ve askeri paktlar kuruyor ?
Bunu hala anlamadıysanız, ben ne yazarsam yazayım boş olur be arkadaşlar…