Batılı anlamda ilk tiyatro eseri olarak kabul edilen “vatan Yahut Silistre” kuşatma altındaki bir kalenin özveriyle kurtuluşunun öyküsüdür. İçinde tutkuklu bir aşk hikayesini de barındırır. Oyunun sahnelenmesinin ardından, izleyiciler oyundan çok etkilenmiş hatta Namık Kemal ve arkadaşlarının sürgüne gönderilmesine neden olacak büyük gösteriler yapılmıştı.,
Vatan ve özgürlük şairi Namık Kemal, ömrü boyunca yurt sevgisini ve özgürlük aşkını aşılamak için çalışmış bir edebiyat insanı, gazeteci ve aydındır. Türkiye’de aydınlanmanın öncü isimlerindendir. Onun zulme ve esarete karşı mücadeleyi anlatan eserleri, Kurtuluş Savaşına giden yolda, halkın bilincinde büyük yer tutmuş, kendinden sonraki kuşakları da etkilemiştir.
Namık Kemal’in eseri “Vatan Yahut Silistre” oyunun ilk sergilenmesi sonrası halk nezdinde büyük coşku yaratması sonrasında istibdat tarafından Namık Kemal Kıbrıs’ın o zamanki adıyla Mağusa şehrine sürgüne gönderilmişti. Bu tarih de Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından İngilizlere devrinden 5 yıl öncesine dayanır, 1873 tarihinde gönderildiği Mağusa’da 38 ay kalmış ve 1876 da İstanbul’a geri dönmüştür.
Şimdi diyeceksiniz ki, nereden çıktı bu Namık Kemal ve eseri “Vatan Yahut Silistre”.
Evet güzel bir soru veya ne alaka !
Ben Silistre’yi Kıbrıs’a benzetirim, Silistre’nin de etrafı kuşatılmış ve o vatan toprağı kaybedilmemek için büyük bir mücadele veriliyor. Tam da bunu işliyor Namık Kemal ve de ne tesadüfdür ki, oyunun ardından Kıbrıs’a sürülüyor.
Kıbrıs’ın Osmanlı ve Cumhuriyet tarihindeki yeri ve önemi Türkler için çok kutsaldır. Girit ve Rodos kaybedildikten sonra Kıbrıs da elden gidecekken, rahmetli Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan ile büyük komutan ışıklar içinde yatsınlar Semih Sancar Paşamızın mekanlarını cennet eylesin, sayelerinde Kıbrıs en azından belli bir bölümü kaybedilmekten kurtulmuştur.,
Ne demişti Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, Osmanlı’nın İnebahtı savaşını kaybedip, Venediklerden Kıbrıs’ın alınması üzerine; “ Siz İnebahtı’da bizim sakalımızı kestiniz, bizse Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik”
“Kesilen sakal tekrar gür olarak çıkar ama kesilen kol bir daha geri gelmez”
Uzun lafı kısası, Kıbrıs adası’nın tarihimizdeki yeri gerek Osmanlı, gerekse de Cumhuriyet tarihinde çok önemlidir.
Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin kurucusu büyük önder komutan, devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk sağlığında Kıbrıs’ın Türkiye için ne kadar önemli olduğu konusunda şunları demişti: “ Kıbrıs’a dikkat ediniz, bu ada bizim için önemlidir” diyerek, Kıbrıs’ın Türkiye için jeopolitik açıdan önemli bir ada olduğunu belirtmiştir. Bu söz bile Kıbrıs’ın Türk ulusu için taşıdığı anlamı, kimliği ve varlığı açısından önemini vurgulamaya yeter bile.
Tüm yukarıda bahsettiklerim bile, Kıbrıs’ın Rum tezi olan ve ada’da Türkleri zamanla eritme planı olan federasyona feda edilmemesi gerektiğini açıklıkla ortaya koyan önemli argümanlardır.
Kıbrıs adeta Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” oyununda bahsettiği gibi etrafı sarılmıştır. Baf’taki Andreas Papandreu Hava Üssünü kullanan Alman ve Fransız hava kuvvetleri, Mari Deniz Üssü’ndeki Fransız ve zaman, zaman İtalyan donanmaları. Trodos’un tepesinde ABD-İsrail ortak dinleme merkezi, kurulan askeri paktlar ve yapılan anlaşmalar. Bunların tümü aslında Türkiye’ye karşı verilmek istenen savaş çığırtkanlığı mesajlarıdır. Arada sırada “Girne’yi, Gazi Mağusa’yı, Karpaz’ı gelip alacağız demiyorlar mı !
Öyle zannediyorum ki, Antalya Diplomasi Forumu için Anavatan Türkiye’de bulunan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman yaptığı söyleşi ve konuşmalarda, Kıbrıs’ın Türkiye ve Ada’daki Türkler için önemini anlamış olacak ki, Rum tezi olan federasyon sevicilerini bayağı üzdü, hatta hayal kırıklığına bile uğrattı diyebilirim.
Ne dedi Cumhurbaşkanı Erhürman:
Kıbrıs Türk halkının ada’da egemenlik hakları olduğunu ve bunu yokmuş gibi sayılmasını asla kabul etmeyeceğini, bu hakların söke söke alınması mücadelesinde olduğunu ve bundan geri adım atmayacaklarını belirtti. Ancak hakları kabul edilmez, iradesi dikkate alınmazsa bilecekler ki çözüm olmayacak diye konuştu Erhürman.
Federasyon sevicisi, içimizdeki Rum truva atı olan adını kıtalardan alan bir gazete, dünkü sayısında Erhürman’dan “hayal kırıklığı” diye bahsetti. Erhürman’ın “Türkiye ile tam bir uyum içinde çalışıyoruz” söylemi bu kağıt parçasını çok incitmiş olacak ki, Tatar’dan ne farkı kaldı diye eleştirdi Cumhurbaşkanını.
Geçtiğimiz haftalarda Azerbaycan’da gerçekleşen Türk Devletleri Topluluğundaki gözlemciliğimiz, bu hafta sonu gerçekleşen Antalya Demokrasi Forumu’ndaki KKTC’nin gösterdiği performans ve tanıtım, gelecek çalışmaları açısından çok önemli bir yeri doldurmuş görünmektedir. Bu çalışmaların hız kesmeden devam etmesi ve KKTC’nin dış dünyada tanıtımının daha da hızlanması gerekmektedir.
Sonuçta Kıbrıs sadece Türkiye açısından değil, Türk dünyasının Akdeniz’e açılan önemli bir kapısıdır, kesilen kol geri gelmeyeceği için Kıbrıs’ın kaybedilmemesi de Türkler için çok büyük önem taşımaktadır.
“Vatan Yahut Silistre veya Kıbrıs Türk’tür Türk kalacaktır.