Bu ülkede kendini özgür diye yaftalayan, ha bir de sol diye niteleyen, kendisinden olmayana ağır hakaretlerle saldıran, iftira atan, haksız etiketleyen, mahkeme kararı olmadan hüküm giydiren bir zihniyet, o zihniyetin siyasi partisi ve yandaş basını var.
İstedikleri zaman, istediklerini yaftalayarak propoganda malzemesi olarak kullanan ama bunu gerçekten çok iyi beceren bir kesim, istedikleri olmayınca veya kendilerine karşı çıkan olursa onları en ağır bir şekilde, hatta basın etik yasasının dahi yanından geçmeyen bir şekilde ezmeye çalışıyorlar.
Bir kaç gündür sosyal medyada, veryansın eden birileri sanki tüm bu yasaklamaları hükümet yanlıları yapıyor gibi toplumda bir algı operasyonu yaratıyorlar. Zannediyorlar ki, sosyal medya araçları, onların her istediğini yazacak, çizecek ve hiç bir kısıtlama gelmeyecek. Yani çamur at izi kalsın cinsinden.
Benim sosyal medya olarak kullandığım facebook hesabım defalarca bir hafta, onbeş gün hatta bir ay hesabıma erişime kapatıldı. Hiç bunlar gibi arsızlık yapıp ortalığı ayağa kaldırmadım, kimseye de ağlamadım. Bundan dört sene önce yaptığım bir haber sonrası sitem tamamen elimden alındı. Bir daha ele geçiremedim ve isim değişikliğinden tekrar başka bir site açtım.
Tutturmuşlar bir ifade özgürlüğü !
Bak braz ağır yazacağım artık kimse kusura bakmasın !
Ulan, ben yaptığım habercilikten dolayı defalarca yayın kurulundan ceza aldım. Aha kanalım orada Karaoğlanoğlu’nda isteyen Ada TV’ye Ali Özmen Safa’ya sorabilir. Ne yaptım yayında küfür mü ettim. Evet o sıralarda da siyasileri eleştirdim ama nasıl eleştirme hakaretle değil, olayları belgeli ve ispatlı bir şekilde. İlk kanaldan atıldığımda yine siyasilerin yoğun baskısı oldu, patron defalarca ikaz etti ama ben dinlemedim, eleştirdim ve kovuldum. Vatandaş değildim, mağdur oldum, sıkıntı çektim, evimin kirasını ödeyemedim. Ulan hangi sözde sol gelip de bana destek oldu ha. Hani neredeydi o ifade özgürlüğünü savunan sahte dansöz zihniyetli basın !
Bırakın savunmayı, şimdinin belli başlı gazetecilerinden biri o zamanın Havadisin köşe yazısında, adeta beni ülkeden kovar gibi yazı yazdı aleyhimde, unuttuk mu !
Yine o zamanlar Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin desteklediği, kol kanat gerdiği (Tabi o zamanlar Tabipler Birliği böylesine siyasi ideolojiye bulaşmamıştı) çevre platformu üyesi olarak bir çok çevre olayına korkusuzca müdahale ettik. Yine yaptığım, Esentepe Belediye Başkanı o zamanlar CTP’li Cemal Erdoğan başkandı. Sahile yasadışı yaptığı bir müdahaleyi belgesiyle haber yaptım ve mühürlettim.
Ne oldu!
Başkan Cemal Erdoğan açtı telefonu resmen tehdit etti, “seni dağa kaldırırım” dedi. Davacı oldum, yaklaşık 2 yıl sürdü ve davayı kazandım. Ben mahkeme kapılarında sürünürken çevre için, neredeydi o özgür basın !
Neredeydi CTP’li vekiller !
Yahu bir basın mensubu tehdit ediliyor, gıkınız çıkmıyor hem de sizin partinizin CTP’nin bir belediye başkanı, şimdi çıkmışlar ifade özgürlüğü diyorsunuz be sahte yüzlü siyasiler. Bırakın onu çevre platformunda da sırf bu riyakar zihniyetten birileri vardı. Ben çevre haberi yüzünden mahkemelere girip çıkarken bir tane çevre platformu üyesi veya başkanı gelip destek vermedi. Şimdi bu yazıyı okuyan ve o zamanı hatırlayan sahtekarlar, hiç utanacağınızı zannetmiyorum.
Hatta çevre platformuna ilk girdiğimde, Lefkeli bir arkadaşım bana şöyle demişti; seni ilk kabul ettiğimizde çevre platformuna, bana “Bu gara sakalı nereden buldunuz” demişlerdi. Ulan siz ırkçılığın, ayrımcılığın kitabını yazan bir zihniyetsiniz.
Çünki siz gerçekten siyasi sahtekarsınız, işinize geldiği zaman ifade özgürlüğü, işinize gelmediği zaman, bu bizden değil “bu gara sakal” deyip görmezden geldiğinizi biliyorum.
Ada’ya geldiğimin 16. Yılı, yaklaşık 10 yıldır gazetecilik yaptığım 2014 yılında, CTP’li hükümetin, İçişleri Bakanı’nın (Teberrüken Uluçay) tüm evraklarım tamamken nasıl vatandaş yapılmadığımı ama Merit Otellerin aşçı yardımcısını nasıl vatandaş yaptığını bu CTP zihniyetini de bir sonraki yazılarımda detaylarıyla anlatacağım ki, bunların ayrımcılığını herkes öğrensin.
Şu gerçek bir olgu, eğer Atatürkçü ve Kemalist bir zihniyete sahipsen, Mustafa Kemal’in Ulus Devlet sistemini savunuyorsan ve de bunlar gibi federasyon düşünmüyorsan sen bu CTP zihniyeti için potansiyel bir tehlikesin, değil vatandaş yapmak seni “geldiğin gemilerle geri göndeririz” diyerek dışlarlar adeta. Yazılar bile yazdırdılar, “geldiğiniz gemileriniz batsın” diye.
Bir de bu zihniyeti destekleyen, bu zihniyetten yemlenen bir basın grubu var bu ülkede. Propoganda araçlarını çok iyi kullanıyorlar, kuyruklarına bastığın zaman ağlayıp ortalığı ayağa kaldırıyorlar ve diyorlar ki. “İfade özgürlüğü”.
Hadi lan ne ifade özgürlüğü !
-Askeri tesislere ağır küfür etmek ifade özgürlüğü, (ki bunu yapan da basınla ilgili bir sendika başkanı)
-Ülkeyi yöneten idarecilere mahkeme kararı olmadan hüküm verip medyada paylaşmak ifade özgürlüğü,
-Medyada sözde kağıt parçası çıkarıp, resmen suç hükmü vermek ifade özgürlüğü,
-Sosyal medyada hesap açıp istediği gibi hakaret, iftira, çamur atmak ifade özgürlüğü,
Bu kadar özgürlük hangi Avrupa ülkesinde var !
Sendikalara sınırsız özgürlük, bu arsız siyasi zihniyete sınırsız özgürlük, nerede bu bolluk !
Daha geçen gün meclis olaylarında gördük, CTP’li Milletvekili Doğuş Derya yandaş basınını polislerin arasından savurarak içeriye sokuyor. Yani herkesin bir yandaş basını olmalı galiba, bu işler böyle yürüyor.
Sonra da çıkmışlar “ifade özgürlüğü” !
Hadi ordan, hadi ordan önce insan olun, gerçek tarafsız basın olun işinizi yapın, başkalarının işini yapmayın, gazeteci iş takipçisi gibi partizan siyasetçilik yapmaz.
Algı operasyonlarıyla gazetecilik oynamayın bu ülkede, halk artık bu numaraları yemiyor bilesiniz..