Kıbrıs müzakereleri konusunda bugüne kadar seçilmiş cumhurbaşkanları müzakereci görevini üstlendi.
Rahmetli kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş ile başlayan bu süreç, M.Ali Talat, Derviş Eroğlu, Mustafa Akıncı, Ersin Tatar (Hiç bir görüşme olmadı) ve Tufan Erhürman ile devam ediyor.
Rahmetli Denktaş’a CTP ve havarileri sürekli, çözüm istemiyor diyerek ağır eleştirilerle hakarete varan söylemler gerçekleştirmişti. Ancak gerçek olan bir şey varsa, bu devlet Rahmetli Denktaş’ın dik duruşu ve iradeli davranışı sayesinde ayakta kalmıştır. Zira Denktaş’tan sonra gelen diğer cumhurbaşkanları Talat ve Akıncı özellikle KKTC’yi içine sindirememiş, bunu da her seferinde belli etmekten çekinmemişlerdir.
Hatırlayalım, Talat ve Hristofyas müzakere etmedi mi!
İkisi de yoldaş değiller miydi !
Ne oldu yoldaşlara !
Talat ne dedi : “ Olmuyor, gidip kendimi Saray Önünde asayım mı !”
Böyle demedi mi !
Ya Akıncı ! Hükümetinden, meclisten habersiz harita sundu Birleşmiş Milletlere, vereceği topraklara dair. Garantilerin kalkmasına dair, taviz bile verildi Rumlara ama olmadı. Crans Montana’dan apar topar kaçtı Rumlar, herhangi bir mazeret dahi sunmadan.
Akıncı ne dedi: “Bu bizim jenerasyonun son denemesiydi, olmuyor, olmadı” . Demedi mi !
Son müzakereci de Erhürman üç ay önce ilk görüşmeler başladı, ısınma turları falan 3 görüşme gerçekleşti, elde var sıfır.
Ne bekliyordunuz ki !
Bu satırlardan kaç kere yazdık ve daha kaç kere yazacağız. Rum anlaşma istemiyor, Rum kendi kurduğu Ortodoks Din Devleti’ne ilhak istiyor.
Rum, benim devletim dediği Kıbrıs Cumhuriyetini hiç bir şekilde Türklerle paylaşmak istemiyor. Ara sıra medya üzerinden yaptıkları açıklamalarla da bunu teyit ediyorlar zaten.
Rum lider Hristodulidis açıkça Türkleri yok sayıyor, kaale bile almıyor ancak bunu bir türlü Cumhurbaşkanı Erhürman’a anlatamıyoruz. Hala adil bir çözüm umudu taşıyan Erhürman çok çaba harcıyor ama nafile.
Türkiye Kıbrıs müzakeresi ve çözümü açılımında tavrını ortaya koydu. “İki ayrı egemen devlet” tezini destekleyen Türkiye’nin bundan taviz vermeye niyeti yok.
Şu andaki mevcut hükümet UB P-DP-YDP koalisyon hükümeti de, bu konudaki tavrını aynı Türkiye gibi “iki ayrı egemen devlet” tezinden yana olduğunu belirtti ve defalarca bu konuda açıklama yapan Başbakan Ünal Üstel, dün yaptığı yeni bir açıklamayla da bunu tekrardan teyit etmiştir.
Başbakan Üstel, “Devlet hepimizin ortak çatısıdır, egemenliğimiz tartışma konusu değildir” diyerek, bir kez daha kararlı tutumunu belirtmiştir.
Unutanlar için hatırlatma yapalım, cumhurbaşkanlığı yemini nasıl başlıyordu :
Eğer Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, yemini bu şekilde yaptıysa, ettiği yeminin gereklerini de yerine getirmek zorundadır. Bunun tersini yaparsa, ettiği yemine ters düşer ve hukuken gerekli işlemlerin yapılmasına razı olur.
Ben şahsen şu ana kadar, başlayan müzakere sürecinde, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ağzından net bir açıklama duyamadım. Türkiye ile birlikte mi hareket edilecek yoksa bireysel tercihlerle mi, bunu da bizim bilmeye hakkımız var.
Biz bu yolda birlikte hareket edemezsek yol alamayız, yolda kalırız.
Bu sebepten Cumhurbaşkanı Erhürman, kem, küm etmeden Hristodulidis’e net olarak, yüz yüze Türk tezini söylemeli.
Öyle, güven yaratıcı önlemler ne bileyim, Rum’a zaman kazandırıcı eylemler yerine, net olarak ne yapılacağı söylenmeli. Yok şu kapıyı açalım, yok bunu. Bırakın kapıları net olarak sadede gelin, zaman kaybetmeyin, ne olacaksa olsun bir an önce.
Rum, yıllardır zamana oynuyor. Oysa, bizim zamana oynayacak hiç vaktimiz yok, bir an önce ne olacaksa olsun, yolumuza devam edelim.
Bu Kıbrıs Ada’sı üzerinde Türk’ün varlığını tehlikeye düşürecek hiç bir adıma müsade etmemeli ve gereken karşılık Rum muhataplarımıza net bir şekilde verilmeli. Bunun tersi halinde, Kıbrıs yıllar önce kaybedilen Girit Adası’na döner ki, o trajediyi bir daha yaşamak istemiyoruz.
Rum şunu iyice kafasına sokmalı, “bu topraklar bize ecdadımızdan kalan bir mirastır, bu uğurda hayatını kaybedenlerin, şehitlerimizin kanı üzerinden pazarlık yapılamaz”.
İşte bu sebepten, bir kez daha yinelemek istiyorum, tek yumruk halinde, Türkiye – Cumhurbaşkanı Erhürman ve Hükümet birlikte hareket etmek zorundadır.
Bu yolu birlikte yürümeliyiz…